Önce sakinleş, sonra yaz

Kavganın hemen ardından yazılan mesajlar genelde iki şeyden birine dönüşür: ya savunma ya da bastırılmış öfke. İkisi de işe yaramaz.

Kendine sor: şu an yazsam, yarın bu mesajı okuduğumda arkasında durur muyum? Cevap belirsizse biraz bekle. Ama günlerce de bekleme; sessizlik karşı tarafta ilgisizlik olarak okunur.

İlk mesaj kısa olmalı

Uzun mesaj karşı tarafı köşeye sıkıştırır. Okuması, tartması, cevap vermesi gereken bir metin yığını olur. İlk mesajın işi konuşmayı başlatmak, her şeyi çözmek değil.

İyi bir ilk mesaj üç şeyi yapar: - Sorumluluğun kendinde olan kısmını söyler - Karşı tarafa alan bırakır - Kapıyı açık tutar ama zorlamaz

Kaçınman gereken üç kalıp

Özür dilerim ama sen de... Bu bir özür değil, savunmanın kibar hali. Karşı taraf ama kelimesinden sonrasını duyar.

Kırıldıysan özür dilerim. Koşullu özür. Kırılıp kırılmadığını sorgulamış olursun, üstelik sorumluluğu karşı tarafa atarsın.

Neyse, boşver. Bu kapatma değil, kaçış. Konu kapanmaz, sadece ertelenir.

Peki ya haklıysan?

Kavgada haklı olmak, ilişkiyi onarmak için yeterli değil. Haklı olduğun konuda geri adım atmak zorunda değilsin ama nasıl davrandığın için özür dileyebilirsin. Bağırdıysan, kırıcı konuştuysan, konuyu dağıttıysan — bunlar senin payın.

Haklı olduğumu düşünüyorum ama sana o şekilde bağırmam yanlıştı cümlesi hem dürüst hem yapıcı.

Cevap gelmezse

Bir mesaj at, bekle. İkinci mesajı hemen yollamak baskı kurar. Karşı taraf hazır olduğunda döner; dönmezse zaten mesajın sayısı bunu değiştirmeyecek.